Aydın Mobil Şehir
Aydın Haberleri, Gezilecek Yerler, Nerede Ne Var!

Yörük Ali Efe Olmak

Bağımsız bir ülkede, demokrasi içinde, birlik içinde ve kardeşçe yaşamak istiyoruz.

Atatürk’ün işaret ettiği gibi, en başta bölge ülkeleriyle, komşularımızla dost, karşılıklı yarar ve birbirlerinin içişlerine karışmama ilkesini gözeterek Türk Cumhuriyetinin felsefesini yaşatmak istiyoruz.

Ama bu barış içinde bir arada yaşama arzumuzu geçmişte olduğu gibi yeniden trajediye dönüştürmek isteyenler var. Tiyatrodaki iki büyük trajedi ustasından örnek vereyim.
İyilikle kötülüğün çatıştığı Shakespeare trajedilerinin finalinde kaybedenler sahnede boylu boyunca uzanırlar, ölmüşlerdir.

Anton Çehov’un trajedilerinde ise herkes sağ kalır ama ölmeyenler o kadar çok taviz vermişlerdir ki bunun faturasını telafisi imkansız bir mutsuzlukla öderler.
Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki hayat bizi durmadan imtihan ediyor. Tiyatro perdesi durmadan açılıyor, kapanıyor.

Atalarımız, büyüklerimiz bu tiyatronun, bu oyunun finalinde, son perdesinde sağ kalmayı düşünmediler hiç! Diz çöküp sağ kalmaktansa ayakta ölmeyi seçtiler.
O yüzden bizim en büyük yeraltı zenginliğimiz kömür, bor, uranyum, feldspat değil, “toprağın altındaki şehitlerimizin, atalarımızın kemikleridir” diyoruz.
Yörük Ali’ler öldüler ama tohumlarını bıraktılar. Mücadele birikimlerini bıraktılar. Vicdanlarını, akıllarını, cesaretlerini bıraktılar.

O tohumlar toprağın altında sessiz sessiz yatar, günü geldiğinde çimlenir, fide olur, başak olur, meyve verir, milleti besler ve yeniden tohum verir. Yenipazar’ın yerli tohumları gibi, kromozomlarıyla oynanmamış, kısırlaştırılmamış, yeniden üreyebilen, çoğalabilen ata tohumları gibi…

O tohumlar milletin var olması, yeniden kendisini kurabilmesi için Yörük Ali Efe’nin torunları tarafından taşınmaktadır.

Kendini borçlu hissedenler tarafından taşınmaktadır. Dedelerine, hemşehrilerine, vatanlarına borçlu olanlar tarafından taşınmaktadır. Çocuklarının yüzlerine bir “mahcupluk” duygusu olmadan bakabilmek isteyenler tarafından taşınmaktadır.
Biliyorsunuz, hayatla muhasebesine göre iki tür insan var. Bazıları hep alacaklıdır, ne kadar çok alırlarsa alacakları o kadar artar. Bir bölük de hep borçludur, her sabah yeni borçla uyanırlar. Ödeyebilmek için nefes nefese koştururlar ama bilin ki mezar taşlarına “borçlu gitti” diye yazılacaktır.

Çelişkili gibi gelebilir ama ikinci guruptakiler yani “ borçlular” diğerlerine göre daha mutludur.
Geçmişte, Shakespeare trajedilerinin kahramanları gibi mutlu olmak için gerekiyorsa “vatan uğruna ölmeyi” seçerek perdenin nasıl kapanacağına karar veren büyüklerimiz bizlere örnek olsun.

Halktan hiç bir alacağımız olmasın ama sonsuz borçlu olalım.

Allah bizi yaptıklarımızdan ötürü değil yapmadıklarımızdan ötürü yargılamasın!
Ne mutlu bize ki Yörük Ali Efe’nin torunlarıyız, Kuvayi Milliye şehitlerinin bizlere bıraktığı mirasın bekçileriyiz, rahat uyusunlar.

İlginizi Çekebilir
Yorum Yapın