Şehirler Arabaların Değil İnsanların

Şehirlerimizin en büyük sorunlarından biri araç trafiğinin yaya veya insan trafiğinin üzerinde oluşturduğu baskı.

0 32

Değerli okur,

Şehirlerimizin en büyük sorunlarından biri araç trafiğinin yaya veya insan trafiğinin üzerinde oluşturduğu baskı. İş öyle bir hale geldi ki şehirlerimizde insanlar araçlardan nerdeyse kendine yer bulmaz, sokaklarda yürüyemez hale geldi.

İtalya’da Milano Belediyesi bir proje hazırlamış dört yıl kadar önce. Adı “Açık Meydan”. Milano için bir kamusal alan fikri ile ve “Şehirler arabaların değil insanlarındır” mottosu ile başlanmış bir proje ve gerçekten de ilerleme kaydetmişler. Hazırladıkları bir program var ve bunu kısa olarak buraya almamız lazım.

Açık Meydan ; “Kamusal alanları geliştirmeyi ve bunları topluluk toplanma yerlerine dönüştürmeyi, yaya alanlarını genişletmeyi ve çevreye fayda sağlamak ve şehirdeki yaşam kalitesini iyileştirmek için sürdürülebilir hareketlilik biçimlerini teşvik etmeyi amaçlıyor. Amaç,  kamusal alanları bir kez daha topluluk yaşamının merkezine koymak ve insanları, yalnızca park yeri veya ana yol olarak kullanmak yerine, kamusal alanları en iyi şekilde kullanmaya teşvik etmektir.(1)

Yazımızın başında kısaca giriş yaptığım konu şehirlerin insan odaklı olarak ele alınması ve inşasının veya şu andaki durumun bu şekilde düşünülmesi gerektiği ile alakalı. Milano Belediyesi 40 taktik uygulama (meydan) ile şehri yayalara geri vermek, yaşam alanlarını artırmak, ekonomik hayatı canlı tutmak gibi hedefler ortaya atmış. Araçları hayattan çıkarmamışlar da insana daha fazla yer açmışlar. Diyebilirsiniz ki orası Milano, saygı duyarız. Otopark sorunu, toplu ulaşım hakkında yazmış ve en azından Dini Bayramların arifesinde şehrin ana hatlarının yayaların kullanımına açılıp araç trafiğine kapatılmasını teklif etmiş biri olarak Milano Belediyesinin yaptığı işin çok hoşuma gittiğini söylemeliyim. Neden Aydınımızda da Milano ve benzer şehirlerdeki uygulamalar, fikirler tartışılmaz?

İlimiz örneğinden hareket ederek; Şehrimizde yaklaşık 420 bin motorlu kara aracı var ve bunlar yerleşimin yoğunlaştığı şehir veya ilçe merkezlerinde kümelenmiş durumda. Şehirde yaşayan, ziyaret eden, gelip geçen insanların kullanımında olması gereken alanlar tam olarak araçların, arabaların olmuş durumda. Buradan amaç araç trafiği aksın, şehrin ana arterleri aman tıkanmasın olabilir! Hangi yönüyle ele alırsanız alın iş sonunda insana gelir. Şehir hayatına insandan fazla araç katılması (ironidir) sürekli olarak insanlara ait alanların daralması ve insan unsurunun mekanlardan ve sosyal hayattan yavaş veya hızlı çekilmesi sonucunu doğurmaz mı? Araçlar akıllanıyor sosyal hayatı onlar yaşasın, sohbeti onlar yapsın, selam mı onlar alsın versin, alış verişi onlar yapsın diye düşünebilirsiniz. Bunları tasarlayıp  yapacak da insan.

Şehir hayatını insan odaklı ve mekânsal olarak yeniden tasarlamak durumundayız. Yoksa insanları mutlu eden, toplumu bir araya getirip güzelleştiren mekanlarımızın üzerinde bir ton araba geçip gidecek, arada kalanda biz olacağız!

Milano şehrinin uygulaması üzerinde, şehrimize ve kendimize yabancılaşmamamız, insana huzur, güven, mutluluk veren mekanlarımızın körelmemesi için en azından düşünülmeli!

(1) https://globaldesigningcities.org/2022/05/24/piazze_aperte_report-en/

Yorum Yapın