Aydın Mobil Şehir
Aydın Haberleri, Gezilecek Yerler, Nerede Ne Var!

Ne de Güzelmiş Meğerse Eskiden Her şey

“Bizim zamanımızda” siz de eminim bu söylemi benim gibi pek çok kez duymuşsunuzdur büyüklerinizden.

Özellikle bizim jenerasyonumuz pek bir müzdariptir bu söylemden …

”Aman iyi ki bir sizin zamanınız varmış” derdim anneme. Ama zaman ilerledikçe, yaş kemale erdikçe bizler de kullanmaya başladık bu söylemi. Ne kadar da yerindeymiş üstelik

Ne de güzelmiş meğerse eskiden her şey …

Eskiden dostluk varmış,

Komşuluk varmış,

Eskiden bayramların bir anlamı varmış,

En güzel en saf aşklar eskide kalmış,

Kadınlar hanım, erkekler adammış

Radyoda arkası yarın, televizyonda Yalan Rüzgarı,Dallas varmış.

Sokakta insanlar karşılaşınca birbirine gülümser, selam verirmiş,

Mahalleler, sokaklar çocuk sesleriyle dolar taşarmış.

Saklambaç oynayanı mı istersiniz, yakar toptan kaçarken düşüp dizini yaralayanını mı…

Mahalle aralarında kurulan pazarlar,

elma şekeri, pamuk şeker , macun satan rengarenk tezgahlar varmış .

Herkesin her şeyi kolayca konuştuğu, arkasını döndüğünde unuttuğu zamanlarmış onlar.

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olduğu,

Komşunun tabağının boş gönderilmediği zamanlarmış onlar.

Soba üstünde kestanelerin piştiği,

Portakal kabuklarının yandıkça etrafa muhteşem kokular saçtığı, doğal oda spreylerinin olduğu zamanlarmış onlar.

Bir arada olmaktan mutluluk duyduğumuz,

Masaya birlikte oturduğumuz,

Ettiğimiz sohbetlerle anıları birlikte biriktirdiğimiz,

Fotoğrafların sadece özel şeyleri ölümsüzleştirmek için çekilip albümlerde saklandığı zamanlarmış onlar…

Masal dinleyerek büyüyen çocuklarımız,

Dede, nenesinden aldığı nasihatları kulağına küpe yapan torunlarımız vardı.

Suların çeşmeden içildiği, parayla satılmadığı zamanlardı onlar.

Komşuda pişen bize, bizde pişen komşuya düşerdi

Salça, erişte, ekmek evde yapılır yapamayana ise verilirdi.

Yoksulluk vardı, açlık yoktu …

“Komşum aç yatmasın, kokmuştur şimdi” deyip lokmasını paylaşanlar vardı.

Ne senet vardı, ne sepet. Verilen söz namus sayılırdı.

Maddiyatın yerini, dostluk, kardeşlik, paylaşmanın aldığı zamanlardı onlar.

Düğünler, sünnetler mahalle arasında yapılır,

Sokaklarda kurulan koca koca kazanlardan gelen mis gibi kokular her yere yayılırdı.

Maddi gücü olmayanları mahalle sakinleri evlendirir, toplu sünnetler yaptırırdı.

Küçük ama şirin bakkalalar, veresiyenin hiç bitmediği kara kaplı defterler vardı.

Ayaz gecelerde 2 ses yankılanırdı sadece bozacı ve bekçinin düdüğü

Eskiden saygı, utanma, sıkılma evinin sırrını dışarıya vermeme vardı.

Şimdilerde her şey ucuz, değersiz, her şey ortalıkta dans eder oldu.

Sevgi paraya tahvil edilir, büyüklerin hatırıyla bir araya gelinir oldu.

Giderek kaybettiğimiz değerlerimizle bugünleri yaşıyor ve tüm bu keşmekeşlik içinde akıl sağlığımızı korumaya çalışıyoruz.

Farkında değiliz aslında o bindirilmiş kalabalık içinde giderek yalnızlaşıyoruz.

Sokaklar güvensiz, toplum düzensiz, siyasetçiler uslüpsuz, ve insanlar sevgisiz.

Sanal alem hepimizi çepeçevre kuşatmış,

Yar diye sevdiklerimize değil cep telefonlarına sarılır olmuşuz.

Hakkını aramanın suç sayıldığı,

Muhalif her sesin susturulduğu,

İnsanlığımızla sınandığımız bir zamana sürükleniyoruz.

Bile isteye, sisteme ayak uydurarak hem de

Bir duralım artık, bir soralım kendimize, çevremize nereye gidiyoruz biz diye.

Eskiye özlemin nedeni yeninin daha iyi olmaması mı?

Yoksa hayalini kurduğumuz yeninin bu olmaması mı?

Güzel günler, huzurlu anlar vardı eskide.

Durup bir soralım isterseniz kendimize

Sahi bu güzellikleri kim ya da kimler yok etti!

İlginizi Çekebilir
Yorum Yapın