Aydın Mobil Şehir
Aydın Haberleri, Gezilecek Yerler, Nerede Ne Var!

İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat – 4 Mart 1923)

Cumhuriyetin kurulduğu 1923 yılındaki iki önemli gelişme milli egemenlik ve iktisadi bağımsızlık bağlamında ülkenin geleceğini belirledi. Bunlardan ilki Lozan Barış Antlaşması, diğeri ise İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresiydi.  Cumhuriyetin ilanının aynı yıl 29 Ekim’de gerçekleştiği düşünülürse bu üç önemli gelişme yeni bir ulus inşa sürecinde başat rol oynamıştı.

Lozan’da siyasi egemenlik temel unsurdu. Kapitülasyonların kaldırılması için çok önemli çaba gösterilmişti. Ama bu yeterli değildi. Gerçek anlamda egemen olmak için iktisadi yapıda köklü değişiklikler ve oluşumlar yapılması gerekiyordu. Ülke ekonomisinin yeniden yapılandırılması için daha barış görüşmeleri sonuçlanmadan İzmir’de bir iktisat kongresi toplanmasına karar verildi. Lozan Konferansının kesintiye uğradığı, Cumhuriyetin henüz ilan edilmediği 1923 Şubat’ında toplanan Türkiye İktisat Kongresi ülke ekonomisi için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Kongrede, ülkede çağdaş bir iktisadi yapının kurulmasına yönelik ilkeler belirlendi. 17 Şubat-04 Mart 1923 tarihlerinde düzenlenen İzmir İktisat Kongresi, savaştan çıkmış Türkiye’nin iktisadi envanterinin ve yol haritasının belirlendiği ve dünyaya ilan edildiği bir organizasyon olmuştur.

Millî Mücadelenin ardından uzun süren savaşlar ve işgaller nedeniyle Anadolu bir enkaz yığını gibi olmuştu. Yapılması gereken çok iş vardı. Ancak bunun için para, yetişmiş eleman ve ciddi bir organize planlama lazımdı. İzmir’de bir kongrenin toplanması önerisi ilk kez İktisat Vekili Mahmut Esat Bozkurt tarafından yapılmıştır ve kongreye katılacakların “mesleki temsil” sistemi çerçevesinde her meslek grubundan seçilecek temsilcilerden oluşması düşüncesini benimsemiştir. İktisat Vekili Mahmut Esat Bozkurt’un gönderdiği duyurular uyarınca, her il ve ilçeden 3 çiftçi, 1 tüccar, 1 sanatkâr, 1 bankacı ve 1 amele (işçi) olmak üzere temsilciler seçip İzmir’e göndermeleri istenmişti.

Mahmut Esat Bey bir Kongre düzenleme isteğini 21 Kasım 1922 ‘de M.Kemal Paşa’ya telgraf çekerek hem onayını hem de şayet uygun görürse kongrenin fahri başkanlığını üstlenmesini istedi. M.Kemal Pasa ise hem kongre fikrini hem de fahri başkanlığı uygun gördüğünü bildirdi.

Kongreye 1135 kişi delege olarak katılmış ve müzakerelerde bulunmuştur. Bu delegeler arasında köylüler, şehirli tüccarlar, okuma yazması olmayan çiftçiler, sanayiciler ve iktisat uzmanları vardı. Kongrenin karar tarihi aynı zamanda Lozan Konferansı birinci döneminin de başladığı tarihtir. Türkiye yönetiminin Batı Bloku yanında mı yoksa SSCB’nin yanında mı yer alacağı tartışmalarının yapıldığı bir zamanda özel teşebbüs öncelikli bir ekonomi kongresinin İzmir’de toplanması kararının alınması ile Lozan görüşmelerinde müzakere halindeki İtilaf Devletlerine de bir mesaj verilmeye çalışıldığı söylenebilir. Yeni Türkiye yönetiminin tercihini SSCB değil Batı’dan yana yaptığı belki bu kongre aracılığı ile güçlü bir şekilde gösterilmek istenmiştir. Kongre öncesinde İktisat Vekili tarafından “Çalışma Heyeti Raporu” başlıklı bir yazılı metin hazırlanmış, bu metinde kredi sorunu, üretimin düzenlenmesi ve arttırılması, gümrük sorunu, vergiler ve ulaşım araçları gibi konuların kongrede ele alınması öngörülmüştür. Raporda, yabancı sermayenin Türkiye’de pek çok uygarlık eseri yarattığı fakat ulusal ekonomiye de zarar verdiği, bundan sonra siyasi amaçlar gütmeyecek ulusal ekonominin gelişmesine de zarar vermeyecek bu sermayeye izin verileceği, ziraatin gelişmesine çalışılacağı, para iktisadı ile değil kredi iktisadı ile ekonomik meselelerin çözüleceği, Türkiye’nin zirai ekonomisinin kurtulabilmesi için, birliklerin ürünlerini satın alıp iç ve dış piyasalarda satacak “satış kooperatifleri” nin ve bunlara kredi sağlayacak “itibar kooperatifleri” nin oluşturulması gerektiği belirtilmiştir. Rapor aslında Mahmut Esat Beyin görüşlerinden oluşuyordu. O kendisinin ekonomi görüşlerini “halkçı ve dayanışmacı” olarak isimlendirmişti.

“Türkiyelilik” kavramına Mahmut Esat Bey bu raporda ilk defa yer vermişti. Mahmut Esat Bozkurt’un “Ben, ulusal egemenliği iktisadi egemenlik olarak anlarım” ifadesi kongreye damgasını vuran çok önemli bir saptama olmuştur. Kongrenin bu bağlamda ilk ve en önemli hedefinin ulusal bir ekonominin tesisi olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Kongre için önce, İzmir Karataş’taki İttihat ve Terakki Mektebi binasını beğenen Mahmut Esat Bey sonra bu görüşünden vazgeçerek Kordon’daki eski Osmanlı Bankası’nın depoları olarak kullanılan Hamparsomyon’un mağazalarını tercih etti. Kongre için yedi bin kişilik bir bina hazırlandı. Kadınlar için üçyüz kişilik yer ayrıldı. Kongreye misafir olarak Azerbaycan ve SSCB elçileri ile Kazım Karabekir Paşa, Fevzi Çakmak Paşa ve Asım Paşa ile işçi temsilcileri ve yabancı izleyiciler için de yer ayrılmıştı. Kongre Kazım Karabekir Paşa başkanlığında 17 Şubat 1923 tarihinde açıldı. Kongrede İzmir şehri adına Belediye Başkanı, sonra M.Kemal Paşa ile Mahmut Esat Bey konuşacaklardı. İzmir Belediyesi adına Anadolu Gazetesi sahibi Haydar Rüştü Beyin konuşmasının ardından açış konuşmasını yapmak üzere M.Kemal Paşa davet edildi. M.Kemal Paşa siyasi içeriği oldukça fazla ve tarihi mirası eleştiren bir konuşma yapmıştır.

M.Kemal Paşa Kongrenin açış konuşması ile; kesinkes Osmanlı dönemi ile bir kopuşu, Osmanlı döneminin hiçbir kurumu ile mirası ile uzlaşmak istemediğini ilan etmiştir.

M.Kemal Paşa’nın 50 sayfadan oluşan uzun konuşmasının iki ana unsuru dikkat çekmektedir. Türk halkını zayıf ve çaresiz bırakan temel hususun Saltanat (şahsi idare) olduğunu, Sultanların şahsi hırsları için diyardan diyara asli unsuru (Türkleri) fetih yaptırmak için koşturup helak ettiklerini, buna karşılık fethettikleri işgal ettikleri ülkelerin gayrimüslim halklarına her türlü ayrıcalıkları/kapitülasyonları verdiklerini, bu kapitülasyonların da ayrıca milletin mahvına neden olduğunu savunmuştur. Atatürk bu konuşmasında uzun uzun saltanatı eleştirmiştir. Kongrede kapitülasyonların kabul edilmezliği hakkında ısrarlı vurgular, alınan kararlar İtilaf Devletleri için de bir uyarı, bir hatırlatma durumuydu. Kongrede varılan sonuçlardan biri “Misak-ı İktisadi” dir. Diğeri çiftçi, tüccar, sanayici ve işçi grupları ile ilgili dileklerdir. Bu dileklerle ortaya çıkan genel eğilim, kalkınmayı özel teşebbüse dayanarak başaracak, himayeci ve ulusal bir iktisat politikası izlenmesi yönünde belirir. Devletten özel faaliyetleri düzenlemek, korumak, desteklemek ve yol göstermek gibi önemli fonksiyonlar beklenmektedir.

Kongrede hammaddesi yurt içinde üretilebilen sanayi dallarının kurulması, el işçiliğinden ve küçük imalattan süratle fabrikalara ve büyük işletmelere geçilmesi, özel teşebbüsler ve özel sektör tarafından kurulamayan teşebbüslerin devlet tarafından gerçekleştirilmesi, özel teşebbüslere kredi sağlayacak bir devlet bankasının kurulması, demiryolu inşaat programının oluşturulması gibi özel girişimciliği canlandıracak iktisadi tedbirler belirlenmişti. Türkiye’de sosyalist bir ekonomik model benimsenmemiş, kişisel mülkiyet hakkı kaldırılmamış, özel sektör öncelikli bir ekonomik modelin uygulanması kararı alınmıştır. Kapitülasyonlar kaldırılmış sayılmış ama yabancı sermayenin Türkiye’nin kanunlarına saygılı bir şekilde faaliyette bulunması kararlaştırılmıştır. “Milli İktisat” diye bilinen bu kararlara göre eskiden kapitülasyon adıyla yabancı sermaye sahiplerinin ve azınlıkların yürüttüğü ekonomi yerine, daha çok yerli sermaye sahipleri eliyle liberal bir ekonomi modeli belirlenmiştir.

Misak- İktisadi Kararları

04 Mart 1923’te kongre genel kurulunda “Misak-ı İktisadi” başlıklı kongre kararları ilan edilmiştir. Buna göre;

1-Türkiye milli hudutları dahilinde lekesiz bir istiklal ile dünyanın sulh ve terakki unsurlarından biridir.

2-Türkiye halkı milli hakimiyetini, kanı ve canı pahasına elde ettiğinden, hiçbir şey feda etmez ve milli hakimiyete müstenit olan meclis ve hükümetine müstenittir.

3-Türkiye halkı tahribat yapmaz, imar eder. Bütün mesai iktisaden memleketi yükseltmek gayesine matuftur.

4-Türkiye halkı, sarfettiği eşyayı mümkün mertebe kendisi üretir. Çok çalışır, vakitte, servette ve ithalatta israftan kaçar. Milli istihsali temin için icabında geceli gündüzlü çalışmak şiarıdır.

5-Türkiye halkı, servet itibarı ile bir altın hazinesi üzerinde oturduğuna vakıftır. Ormanlarını evladı gibi sever, bunun için ağaç bayramları yapar, yeniden orman yetiştirir. Madenlerini kendi milli istihsali için işletir ve servetlerini herkesten fazla tanımaya çalışır.

6-Hırsızlık, yalancılık, riya, tembellik düşmanımız, taassuptan uzak dindarane bir salabet her şeyde esasımızdır. Her zaman faydalı yenilikleri severek alırız. Türkiye halkı mukaddesatına, topraklarına, şahıslarına ve mallarına karşı yapılan düşman fesat ve propagandalarından nefret eder ve daima bunlarla mücadeleyi bir vazife bilir.

7-Türkiye, irfan ve marifet aşıkıdır. Türk her yerde hayatını kazanabilecek şekilde yetişir, fakat her şeyden evvel memleketinin malıdır. Maarife verdiği kutsiyet dolayısıyla (Mevlid-i Şerif) Kandil günü aynı zamanda bir kitap bayramı olarak tes’id eder.

8-Birçok harpler ve zaruretlerden dolayı eksilen nüfusumuzun fazlalaşması ile beraber sıhhatlerimizin hayatlarımızın korunması en birinci emelimizdir. Türk, mikroptan, pis havadan, salgından ve pislikten çekinir; bol ve temiz hava, bol güneş ve temizliği sever. Ecdat mirası olan binicilik, nişancılık, avcılık, denizcilik gibi bedeni terbiyenin yapılmasına çalışır. Hayvanlarına da ayni dikkat ve önemi göstermekle beraber cinslerini düzeltir ve miktarlarını çoğaltır.

9-Türk, dinine, milliyetine, toprağına, hayatına ve müessesatına düşman olmayan milletlere daima dosttur; ecnebi sermayesine aleyhtar değildir. Ancak kendi yurdunda kendi lisanına ve kanununa uymayan müesseselerle münasebette bulunmaz. Türk, ilim ve sanat yeniliklerini nerede olursa olsun, doğrudan doğruya alır ve her türlü münasebette fazla mutavassıt istemez.

10-Türk açık alınla serbestçe çalışmayı sever, işlerde inhisar istemez.

11-Türkler hangi sınıf meslekte olursa olsunlar, candan severler.

12-Türk kadını ve hocası, çocukları İktisadi Misak’a göre yetiştirir.

Çiftçi Grubunun İktisadi Esasları

-Reji idare ve usulünün ilgası,

-Tütün ziraat ve ticareti serbest olup, ihraç edilecek tütünlerin işlenmiş olması ve tütün rüsumunun müstehliklerden münasip surette istifası,

-Köylülere, çiftçilere ziraatın muhtelif şubelerini ameli olarak öğretecek surette yazılmış kitap ve mecmualar bastırılarak dağıtılması,

-Umum iptidai ve tali mekteplerde sanayi ve ziraatın da ameli olarak gösterilmesi,

-Her livada birbirine yakın köyler için kâfi arazisi olan birer iptidai mektebi açılması ve bu mekteplerde ameli ve nazari basit zirai derslerin gösterilmesi,

-Ali tahsil için bir ziraat mektebi kâfi görülerek bu mektebin Anadolu’da tesis ve teessüsünün hükümete bırakılması,

-Kışla ve askeri talimgahlarda ameli ziraat tedrisatı yapılması,

Ticaret Grubunun İktisadi Esasları

-Münasip bir isim altında bir ticaret ana bankasının teşkili,

-Kambiyo merkezleri ve bilhassa nakit ve tahvilat borsalarının millileşmesi ve buralara Türk’e düşman siyasi entrikaların girmesine mümanaat edilmesi ve binaenaleyh borsaların islahı,

-İstanbul’dan maada büyük ticaret merkezlerinde esham ve tahvilat borsalarının açılması,

-Ecnebi kambiyosunun ani terfi ve tenzilinden mütevellid aks-ül amellerden piyasayı vikaye edecek tedabir ittihazı,

-Borsayı bankaların alt üst etmesine ve lüzumsuz hava oyunlarına mani olmak üzere büyük sermayeli milli bankalar marifetiyle müsmir müdalahatın icrası,

-Cuma günü bütün Türkiye sekenesi için tatil günüdür. Herhangi bir din ve mezhebe saik olursa olsun Cuma günleri hiçbir dükkan ve müessese açık bulundurulmaz. Yalnız kasap, sebzevatçı ve ekmekçiler öğleye kadar; kahve, gazino, lokanta ve hamamlarla eczaneler de akşama kadar açık kalabilir.

Sanayi Grubunun İktisat Esasları

-Memleketimizde ihtiyaçlarımıza kafi derecede imal olunan emtianın hariçten ithaline ağır gümrükler vaz’ı suretiyle mümanaat olunması, bilakis memleketimizde mevcut olmayıp sanayimize lazım olan mavadd-ı iptidaiyenin gümrük resminden muaf olarak ithalinin temini,

-Bilumum sanayi için lazım olan makine ve makine aksamının gümrükten muafiyeti,

-Memlekette ne mamul ve ne gayri mamul bulunmayan asar ve semerat-ı san’atın ve bize lazım olanlarının bila resim veya hafif bir gümrük resmiyle ithali,

İşçi Grubunun İktisat Esasları

-Amele namıyla hitap edilmekte olan kadın ve erkek erbab-ı say ve ameleye bundan böyle işçi denilmesi,

-Dernekler yani sendikalar hakkının tanınması. Tatil-i Eşgal Kanununun (Grev) yeniden işçilerin hakkını tanımak üzere tetkik ve tanzimi,

-Sanayi işçileri ile bilumum işçilerin bir saat istirahat müddeti hariç olmak üzere çalışma müddetinin sekiz saat olarak kabulü,

-Sekiz saat çalışan bir işçinin gecedeki çalıştırılmasına mecburiyet hasıl olduğu takdirde yalnız dört saat çalıştırılacak ve tam gündelik alacak. Yalnız gece çalıştırılan işçiler gündüz işçisi gibi sekiz saat çalışır fakat iki kat gündelik alır.

Kongre Kararlarının Değerlendirilmesi ve Sonuç

Amasya Tamimi nasıl Kurtuluş Savaşı’nı başlatan ve bu savaş boyunca güdülen amaç ve esasların hukuki temel metnini oluşturmuş, Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi felaket noktasına gelmiş olan bu milleti kurtarma konusunda Misak-ı Milli’nin ve Anayasanın ilk temel taşlarını hazırlamak konusunda etkili olmuş, girişimci olmuş ve bundan dolayı tarihimizde ve milli hayatımızda en kıymetli ve yüksek hatırayı kazanmış ise, İzmir İktisat Kongresi de 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve bu Cumhuriyetin temel niteliğini oluşturan Devrimlerin temel metnini oluşturmuş, milletin ve memleketin hayatı ve gerçek kurtuluşunu sağlamaya araç olacak kuralların temel taşlarını ve ilkelerini hazırlayıp ortaya koymak şekliyle tarihte en büyük adı ve çok kıymetli bir hatırayı kazanmıştır.

Türk milleti siyasal savaşını zaferle bitirmiş, şimdi de “muasır milletler seviyesi” ne erişebilmek için ekonomik mücadeleye atılıyordu. Birinci mücadelede olduğu gibi ikincisinde de “millet ya da halk” denen şey bölünmez bir bütün, imtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kitleydi. Bu mücadelede bütün milletin birlikte çalışması gerekliydi.

Kongrede Misak-ı İktisadi başlığı altında ilan edilen kapanış bildirisi ya da kararları “dini ve ahlaki nasihatlar” diye dönemin ulusal basını ve hatta İktisat Vekili Mahmut Esat Bey tarafından eleştirilmişse de İzmir İktisat Kongresinde ilk kez milli devlet, milli iktisat, milli toplum, milli hukuk düzenlerinin o günün şartlarına uyularak oluşturulmasına işaret edilmiştir.

Mahmut Esat Bozkurt’un “Ben, ulusal egemenliği iktisadi egemenlik olarak anlarım” ifadesi kongreye damgasını vuran çok önemli bir saptama olmuştur. Kongrenin bu bağlamda ilk ve en önemli hedefinin ulusal bir ekonominin tesisi olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

İzmir İktisat Kongresinin, dünya kamuoyuna, bugün de geçerli tek bir duyurusu olmuştur.

Uygar başka uluslar kadar uygarız.

Milletimiz mazisinden değil, artık istikbalinden mesuldür.

İzmir İktisat Kongresinde alınan kararlara ve yapılan konuşmalara bakıldığında “Misak-ı İktisadi Esasları” kavramıyla kastedilen şey, siyasallaşarak “Devlet” kimliği kazanmış Türk toplumuna sadece basit bir “ekonomik model” kazandırmak değildir, tersine tarihi tahlil ederek, laiklik baz olmak üzere “Türkiye halkının” veya “Yeni Türkiye Devletinin” toplumsal, ekonomik, siyasi ve hukuki temel yapılarını belirlemektedir.

Kongrede hammaddesi yurt içinde üretilebilen sanayi dallarının kurulması, el işçiliğinden ve küçük imalattan süratle fabrikalara ve büyük işletmelere geçilmesi, özel teşebbüsler ve özel sektör tarafından kurulamayan teşebbüslerin devlet tarafından gerçekleştirilmesi, özel teşebbüslere kredi sağlayacak bir devlet bankasının kurulması, demiryolu inşaat programının oluşturulması gibi özel girişimciliği canlandıracak iktisadi tedbirler belirlenmişti.

İzmir İktisat Kongresi toplumu “milli toplum” veya “ulus toplumu” olarak algılamaktadır. Böylece, bir yandan her çeşit “ümmetçi toplum” modeli reddedilirken “imparatorluk toplumu” modeli ve “halklar” veya “halkların kardeşliği” esasına dayanan Marksçı-Leninci düşüncenin “proleterya toplumu” veya kollektivist toplum modeli de reddedilmektedir.

O güne kadar toplumda cari “ümmetçi eğitim” düzeni yerine “milletçi eğitim” düzeni konulmuştur. Gerçekten Kongrede “Ziraat ve Maarif Meseleleri” başlığı altında, milli toplumun ihtiyacı olan eğitimin temel esaslarına işaret edilmiştir. Ezberci eğitim sisteminden uygulamalı bir eğitim sistemine geçilmiş, “Yatılı Bölge Okullarının” temeli atılmıştır.

Kongrede, Aşar Vergisinin kaldırılması ya da ıslah edilmesi doğrultusunda alınan kararlar ise 1925’te gerçekleşmiştir. Aşar vergisinin iki yıl sonra kaldırılması her ne kadar sadece Kongre kararlarına bağlanamaz ise de yine de gerçekleşmiş olması Kongre delegelerinin ve onların temsil ettikleri kesimler için önemli bir gelişme olmuştur.

Kongre kararları içinde yer alan Cuma gününün tatil yapılması isteği 1923 yılında gerçekleşmiştir. Ancak 1935’te hafta tatil günlerinin Pazar günü tümüyle, Cumartesi günü ise öğleden sonra olacak şekilde değiştirilmiş olması konu hakkında Kongrede alınan kararların gerekli görülen zamanda değiştirilebildiğini göstermiştir.

Kongrede yabancı sermayeye saygılı olunacağı ve yabancı sermayenin Türkiye’de yatırım yapmasından memnuniyet duyulacağı gibi kararların alınması, Yeni Türkiye’nin siyasi tercihini de belli etmiştir. Yeni Türkiye’nin ekonomi düzenini yabancı sermayeye ve kapitalizme karşı olarak ayarlanmasını bekleyenler kongre kararları ile bir çeşit hayal kırıklığı yaşamışlar ve bu kararları Emperyalizme ve Kapitalizme karşı olan Anadolu ihtilali halkçı ve devletçi karakterini zaferden hemen sonra unutmuş ve liberal ekonomiye dönmüştür diye değerlendirmişlerdir.

Kongre’de oluşan genel çizginin az sayıda istisnalar dışında 1931 yılına kadar Cumhuriyetin iktisat politikasına hakim olduğu gözlenmiştir.

1929’da başlayan ve Türkiye’yi de ağır bir şekilde etkileyen “Dünya Ekonomik Krizi” nedeniyle Türkiye, İktisat Kongresi’nde öngörülen iktisat modelini revize etmek, devlet sektörüne, planlı ekonomiye öncelik tanıyan ve “Karma Ekonomi” ya da “Devletçilik” diye bilinen modele yönelmek zorunda kalmıştır.

Yararlanılan Kaynaklar:

İzmir İktisat Kongresi Görüşler ve Değerlendirmeler, Prof. Zeki Hafızoğulları, www.atam.gov.tr

İzmiriktisat.sbb.gov.tr/izmir-iktisat-kongreleri-tarihcesi/

İzmir İktisat Kongresi, Dr.Mehmet Kayıran, Selami Saygın, Eskişehir Osmangazi Ünv.Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi Yakın Tarih Dergisi 2019 Cilt 2 Sayı 5, www.dergipark.org.tr

İnkilap Tarihimiz ve Atatürk İlkeleri, Prof.Dr. Ayferi Göze,

Gazi Mustafa Kemal’in Türkiye (İzmir) İktisat Kongresi Açılış Konuşması (17 Şubat 1923) www.egiad.org.tr/wp-content/uploads/arastirma-raporlari/iktisat-kongresi.pdf

İlginizi Çekebilir
Yorum Yapın