Aydın Mobil Şehir
Aydın Haberleri, Gezilecek Yerler, Nerede Ne Var!

Devlet Eski Bakanı Yüksel Yalova “7 Eylül Aydın’ın Kurtuluş Yıl Dönümü” Yazısı

Değerli Devlet Adamları,

Mustafa Kemal Atatürk’ün Şerefli Silah Arkadaşları,

En Büyük Zaferin Başlangıcına Ev Sahipliği Yapma Onuruna Sahip Aziz Afyonlular,

Değerli Konuklar,

Bugün, burada TBMM’ni temsil eden kendimi öyle gururlu, öyle sevinçli hissediyorum ki tarifine kelimeler yetmez. Sizden aldığım gurur ve onurla hepinizi selamlıyorum. Büyük zafer hepimize bir kez daha kutlu olsun!

Zaferlerin değerini artıran uğruna dökülen kan değildir yalnızca, emektir, alın teridir. Zaferlerin değerini artıran kazanmak değildir yalnızca, yokluğun, eksikliğin yerini yürekle, bilekle, cesaretle ve akılla doldurmaktır. Burada 80 yıl önce başlayan Büyük Taarruzun zaferle sonuçlanması da silahta, parada tüm yoksulluğa rağmen yürekte, bilekte, cesarette, akılda zenginlikle olmuştur. Bizim zenginliğimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün yüksek kişiliğinde kendini temsil etmektedir.

Zaman zaman ödenen bedelleri aklımızdan çıkarıyoruz, yanlış yapıyoruz. Cumhuriyet öyle kolay kazanılmış değildir. Her toplum ayrı bedeller ödemiştir. Ama cumhuriyetin, demokrasinin, uygarlığın bedelini sonuna kadar ödeyen tek ülke bizim ülkemizdir. Gözlerinizi kapayıp Mustafa Kemal’in Dumlupınar’da ” Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” deyişini duyun kulaklarınızda. O sesteki inancı hissedin. Vatana, insana, askere duyulan inancı hissedin. Tüm güzellikleriyle bu vatanın, tüm yüreğiyle bu insanın ve tüm mertliğiyle ve cesaretiyle bu askerin birlikte zaferler yaratacağı inancıydı Mustafa Kemal’e zaferler kazandırın. Gelişmiş silahları yoktu, ama o silahların yerine cesaretini, zekasını ve canını koyacak askerleri vardı.

Mustafa Kemal’in modern binaları, onu cepheden cepheye yetiştirecek yolları, arabaları, uçakları yoktu ama her bir karışına kanını, terini dökeceği vatan toprağı vardı. Mustafa Kemal’in yollarına gül dökecek, büyük sofralarda ağırlayacak zenginlikte insanları yoktu, ama yüreği Mustafa Kemal’e saray olacak, omuzu onu göklere çıkaracak kadar geniş insanları vardı.

Büyük şairin dizelerini hatırlamak gerekir:”…..ilerdeydi Ali Onbaşı/Kan içindeydi yüzü gözü/Bir süvari takımı geçti yanından dört nala/Kaçanı kovalamıyordu yalnız/Ulaşmak da istiyordu bir yerlere/ve sadece kahretmiyor/yaratıyordu da/Ve kılıçların/nallların/ellerin/ve gözlerin pırıltısı artarda çakan aydınlık bir bütündü.”

Değerli Konuklar,

Canımdan Aziz Afyonlular,

İşte o inanç bu toplumun “yoktan var edilmesini” sağlamıştır. Bugün de, nerede olursa orada “yoktan var etmek” insanımızın asaletini perçinlemektedir. Başka nasıl gerçekleşir düşmanın uçaklarına karşı 2318 kağnıyla zafer kazanmak? Başka nasıl anlatılır düşmanın 6 bin kamyon ve otobüsüne 200 kamyonla karşı koymak? Ordumuzun da, insanımızın da mütevazılığı bu şanlı geçmişten gelmektedir. İçinde mağrur ve gururlu duruşlar taşıyan o mütevazılık kimseyi yanıltmasın.

Bugün tarihi zaferlerin ulusuna, askerine inanmakla gerçekleştiğini bilmekten öteye geçmeliyiz. Bugün ilkeli olmak üzerine de kafa yormalıyız. Sağlam ilkeleri olan insanlar, kurumlar, ülkeler karanlıkta kaybolmaz, fırtınada yönünü bulur. Bugün Türkiye’nin kararlı, doğru ilkeleri hayata geçirmesi kaçınılmadır. Mustafa Kemal’e ve onun askerlerine büyük zaferleri kazandıran ilkeleri, “ilkeli olmayı” iyi bellemeliyiz. İşte onun için bugün ardından gidilecek tek ve gerçek karakter Mustafa Kemal’dir. O’nun yaptıklarını iyi anlayıp değerlendirdiğimizde bu güzel ülkenin geleceğine dair hayallerini görebiliyoruz. Onun 80 yıl önce “ileri” demesini eğer anlayabiliyorsak, ilerlemenin ne Akdeniz’le sınırlı, ne de bu ülkenin coğrafyasıyla sınırlı olmadığını da anlayabiliriz. İlerlemek süreklidir, sınırları yoktur, ilerlemenin yolu aydınlıktır. İlerleme ve uygarlık yolunda duracak olursak, duracak ve geriye bakacak olursak birileri arkamızdan itecek ve ittikleri yöne gideceğiz. Oysa Mustafa Kemal’in Türkiye’si duracağı yeri de gideceği yönü de kendisi belirler. Bu nedenle, tam olarak ve tüm yüzölçümünde “Türkiye’nin aydınlık geleceğine vardık” diyene kadar durmaya ve yorulmaya kimsenin hakkı yoktur.

Çünkü hedef gelecek demektir, başarmak demektir. Bu ülkenin her  bireyinin hedefler basamağının en üstünde “Türkiye’nin aydınlık, çağdaş ve uygar geleceğini kurmak” vardır.

Bu aziz topraklarda başlayan Büyük Taarruz’un zaferle sonuçlanmasından sonra Mustafa Kemal’in 31 Ağustos’taki şu sözleriyle, bu zaferin ulusumuz adına sahibi ordumuza teşekkür etmeliyiz:

Mustafa Kemal diyor ki: “Türkiye Büyük Millet Meclis Orduları!

Büyük ve necip milletimizin fedakarlıklarına layık olduğunuzu ispat ettiniz. Sahibimiz olan Türk Milleti geleceğinden emin olmaya haklıdır. Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”

Değerli Konuklar,

Dostlarım,

Bu anlamlı günde her birimiz tek tek, tüm yüreğimizle Türkiye’nin geleceğine inanmak zorundayız.

Her birimiz tek tek ulu önderimizi yeniden ve iyi anlamak zorundayız.

Unutmamalıyız ki bu ulus destan yazmayı her devletten daha iyi bilir, bu ulus başı derde girince yeni destanların nasıl yazılacağının dersini vermeyi herkesten daha iyi bilir. Bu ulus askeriyle, insanıyla vakur olmanın şerefli olmanın uluslar tarihindeki en büyük örneğidir. Çağdaş olmanın, uygar olmanın koşullarını bizim adımıza birileri belirlemeye kalkıyorsa kendimize dönüp bir bakmalıyız, çağdaşlığın, uygarlığın tüm ilkeleri kendimizdedir. Sakın ola, kimsenin aklından bu ülkenin kılına zarar vermek geçmesin, kimsenin aklından Türkiye’yi karartmak geçmesin, bu ülkenin sabrını kimse taşırmasın! Dostluğumuz güvenilir ve namusludur ama kızgınlığımızdan, kırgınlığımızdan herkes çekinmelidir.

Kimse unutmasın, Kocatepe’de Mustafa Kemal’in çadırlı ordugahı daima nöbettedir.

Büyük Taarruz’un başladığı bugün, modern dünyanın zaferlerini hak eden aziz ülkemize kutlu olsun!

Yolumuz açık, aklımız aydınlık, çağdaş uygarlık yolunda ilerleyişimiz sürekli olsun!

Saygılarımla.

İlginizi Çekebilir
Yorum Yapın