Aydın Mobil Şehir
Aydın Haberleri, Gezilecek Yerler, Nerede Ne Var!

Aydın ve Türkiye’de Birinci Parti Olmamız Sürpriz Olmaz!

İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin gazeteniz Aydıncity’e özel açıklamalarda bulundu. Sezgin; Tarımdan esnafa, Aydın’a yapılan veya yapılması gereken yatırımlardan İYİ Parti’nin Türkiye ve Aydın’daki durumuna kadar birçok konu hakkında sorduğumuz sorulara içtenlikle verdiği cevaplar.

Aydın Tarımı ve hayvancılık konusunda hangi sorunları görüyorsunuz? Tarım ve Orman Bakanının gübre ve mazot konusunda ayni destek açıklaması nasıl yorumlanmalı? Gıda konusunda sıkıntı yaşayabilir miyiz? Tahıl koridoru yaşanabilecek sorunlara çözüm olur mu?

Aydın Adnan Sezgin; Aydın’da öncelikle yerel ürünlerin marka haline getirilmesi konusunda sorun yaşıyoruz. Pamuk, incir, zeytinyağı, kestane ve çam fıstığı stratejik ürün olarak kabul edilmeli, incir, zeytinyağı ve kestane üretimi prim ile desteklenmelidir. İncire özel bir teşvik sağlanmalıdır. Katma değeri arttırıcı, teknolojiyi kullanacak yeni işletmelerin kurulması, teşvik edilmeli ve desteklenmelidir.

Aydın, incir ve yağlık zeytin üretiminde ülkemizin önde gelen üreticisi konumundadır. Son yıllarda yaşanan kuraklık, incir, kestane ve zeytin üretimine de büyük zarar vermiştir. Aydın’da jeotermal enerji santralleri ve madencilik faaliyetleri nedeniyle zaten üretim alanları daralan çiftçilerimizin mağduriyeti, kuraklığın da etkisiyle giderek artmaktadır. Gereken tedbirlerin vakitlice alınmamış olması nedeniyle Büyük Menderes Nehri’nin suladığı havzada kuraklık kritik bir seviyeye ulaşmıştır.

Ayrıca evsel ve endüstriyel atıkların arıtılmadan Büyük Menderes’e bırakılması, tarımda kullanılan doğal ve yapay gübrelerin, zirai mücadele ilaçlarının su ortamına taşınmaları, bor içerikli jeotermal kaynak suların reenjekte edilmeden deşarj edilmesi gibi nedenlerle, yaşamsal risk içerecek şekilde kirlenmektedir. Bu nedenle hem çevre kirliliği ve balık ölümleri gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkmakta hem de tarımsal ürünler üzerindeki etkiler nedeniyle insan sağlığı tehlikeye girmektedir. Özellikle incir ve zeytin, kuraklık desteği kapsamına alınmamaktadır. Neyse ki bu yıl mübarek topraklarımızdaki başlıca nimetlerimizden incir, zeytin, pamukta iyi bir mahsul söz konusudur.

Gübre ve mazot gibi tarımsal üretim girdilerinde maliyetler çok yükselmiştir. Tarım Bakanı’nın açıklaması çok gecikmiş ve yetersiz bir açıklamadır.

Tarım sektöründe üreticilerimiz giderek kötüye giden ekonomik koşullar ve uygulanan tarımsal politikaların başarısızlığı nedeniyle büyük sıkıntılar yaşamaktadır.

Bitkisel üretimde, verim ve kaliteye doğrudan etkisi bulunan ve dışarıdan dövizle ithal edilen gübre, mazot, zirai mücadele ilaçları gibi girdilerde dolar kuruna bağlı olarak %100’ün üzerinde artış meydana gelmiştir. Zor şartlar altında üretim yapan üreticilerin bu yükün altından kalkması mümkün değildir. Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle üreticilerin bu ürünlerde kısıtlamaya gitmesi, üretimi ve dolayısıyla gıda arzını olumsuz etkileyecektir.

ACİLEN VE KAPSAMLI BİR TARIMSAL ÜRETİM POLİTİKASI GELİŞTİRİLMELİ

Tahıl koridoru konusu geçici bir rahatlama sağlayabilir ancak Türkiye’nin acilen ve kapsamlı bir tarımsal üretim politikası geliştirmesi gerekmektedir. Türkiye’nin tarımda küresel bir oyuncu olabilecek potansiyeli vardır. Ancak bu vizyonsuz yönetim anlayışıyla bu potansiyelin henüz çok azını kullanıyoruz. Türkiye, Avrupa’nın en geniş tarım alanına sahip ülkesidir. Oysa tarım ihracatımız sadece 17 milyar dolar. Türkiye’nin onda biri bile toprağa sahip olmayan Hollanda, 100 milyar dolar tarım ihracatı yapıyor. Fransa, Almanya, İspanya, İtalya, Belçika, İngiltere ve hatta Polonya bile Türkiye’den daha çok tarım ihracatı yapıyor.

…….

2- Salgın sonrasında şu anda yaşanan ekonomik sıkıntıların esnaf üzerindeki etkilerini nasıl gözlemliyorsunuz?

PANDEMİNİN YARALARI SARILAMADI

Covid-19 pandemisi nedeniyle esnaf ve sanatkarlar yaklaşık 15 ay boyunca kısıtlı süreler kepenk açabilmiş, hem maddi hem de manevi olarak yıpranmış, yetersiz devlet destekleri nedeniyle ayakta kalmakta güçlük çekmiş, birçok iş yeri kapanmak zorunda kalmıştır.

İktidar tarafından verilen 3 bin ve 5 bin liralık hibe desteklerinden esnaf ve sanatkarların faydalanmasında büyük güçlüklerle karşılaşılmıştır. Desteklerin nace koduları kullanılarak tanıtılması nedeniyle pek çok esnaf ve sanatkar bu desteklerden yararlanmamıştır.

Pandemi sürecinde, esnaflara yönelik bazı ilave desteklerin uygulanması çağrısında bulunmuştum. Esnaf ve sanatkarların Halk Bankası ve Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatiflerinden kullanmış oldukları kredilerin ödemelerinin yapılandırılması, bir yıl ödemesiz olmak üzere 5 yıla yayılması çağrımız da yanıtsız kalmıştır.

Ayrıca pandemiden olumsuz etkilenen seyahat acentelerine, turist rehberlerine, yayınevi ve küçük ölçekli kitapçılara başta olmak üzere, pek çok sektöre yönelik özel çağrılarımız oldu, bunlar da yanıtsız kaldı.

EKONOMİK KRİZ YARALRI İYİCE DERİNLEŞTİRİYOR

Türkiye’de faaliyet gösteren 300 binin üzerindeki esnafın borçluluk oranı, pandemi döneminde kritik düzeylere çıkmıştır. Ticaret Bakanı’nın açıklamalarına göre pandemi döneminde, 11 Mart 2020 ile 30 Haziran 2021 tarihleri arasında, 112 bin 710 esnaf iş yerini kapatmış, 71 bin 314 şirket kapanmıştır. Bu sayılar esnafın durumunu ortaya koymaktadır. Esnafın yaraları pandemiden sonra sarılamamıştır. Ardından gelen ekonomik kriz ise bu yaraları iyice derinleştirmiştir. Bir aydır Aydın’ın çeşitli ilçelerinde yaptığım ziyaretlerde bunu çok net bir şekilde gözlemliyorum.

Esnaf ve sanatkarlarımız ile küçük ve orta ölçekli ticari işletmelerimizin enerji, yakıt, işgücü ve kira gibi giderlerinin azaltılmasına yönelik tedbirlerin ivedilikle alınması ve bu alanlarda gecikmiş borçların yapılandırılması gereklidir. İYİ Parti iktidarında amacımız, önce salgın sonra ise ekonomik kriz nedeniyle mağdur olan esnaf ve sanatkarlarımızı ile küçük ve orta ölçekli işletmelerimize “Yaşam Desteği” sağlamak üzere düşük maliyetli finansman imkanları oluşturmak, vergi ve sosyal güvenlik gibi kamuya olan birikmiş borçlarını ivedilikle yapılandırmak olacaktır. Bu sayede esnafımızın nefes almasını sağlayacağız.

3- Temel gıda fiyatlarında sürekli bir yükseliş söz konusu. Bunun temel sebebi olarak neyi görüyorsunuz? Tarımsal destekler konusunda üreticiden size gelen talep, şikayet, istekler var mı?

TARIMI STRATEJİK ALAN OLARAK GÖRMEMİZ GEREKİYOR

İlk sorununuzda bu konuyla ilgili görüşlerimi kısmen ifade etmiştim. Temel gıda fiyatlarındaki artışın en temel nedenlerinden birisi, tarım sektörümüzün çökmüş olmasıdır. Hayvancılık ve gıda konusu salgından sonra en dikkat edilmesi gereken alandır. Tarımın özendirilmesi, gıdaya erişimin önemsenmesi, tarıma üretim anlayışı içerisinde bakılması ve gençlerin tarımda yer almasının sağlanması lazımdır. Tarımı stratejik bir sektör ve alan olarak görmemiz gerekiyor.

Tarımsal desteklerin yetersizliği konusu sadece bugün değil, yıllardır bize en çok gelen şikayetlerden birisidir. Bitkisel üretimden verim ve kaliteye doğrudan etkisi bulunan ve dışarıdan dövizle ithal edilen gübre, mazot, zirai mücadele ilaçları gibi girdilerde dolar kuruna bağlı olarak ciddi artış meydana gelmiştir. Tarımsal desteklemeler yetersiz kalmaktadır. Tarımsal ürün fiyatlarındaki artış girdilere göre 3-4 kat daha düşük. Bir yandan da gümrük vergileri sıfırlanarak ithalata kapılar sonuna kadar açılıyor. Bu şartlarda tarımsal üretim sürdürülebilir mi?

4- Aydın’a en temel yatırımın hangisi olduğunu düşünüyorsunuz? Otoyol, şehir hastanesi, çift hatlı demiryolu, havaalanın sivil ve kargı taşımacılığına açılması vs.

AYDIN YATIRIMLARDA OLDUKÇA GERİDE KALDI!

AKP iktidarları döneminde Aydın, GSYH açısından komşuları Muğla ve Denizli’nin oldukça gerisinde kalmıştır. Örneğin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından yayınlanan “Yatırımların illere göre dağılımı” tablosunda göre Aydın 2019 yılında çok krtitik bir gerileme yaşamıştır. Yatırım bütçesi açısından 2018 yılında 64. Sırada yer alan Aydın, 2019 yılında yapılan yatırımlara bakıldığında tüm iller arasında 80. Sırada yer almıştır.

Pandemi dönemi ve sonrasında da bu rakamların benzer düzeylerde olduğunu, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz.

Aydın yıllardır tutulmayan sözler ve tamamlanmayan yatırımlarda mustariptir. AK Parti 20 yıldan beri her seçimde yolcu taşımacılığı için havaalanı sözü vermekte ancak proje bir türlü gerçekleştirilmemektedir. Aydınlı hemşehrilerimin ısrarla bekledikleri bir diğer altyapı yatırımı ise hızlı tren projesidir. Ülkemizin en eski demiryolu olan İzmir-Aydın demiryolu, bu güzergaha, tarihine ve geleceğine yakışmayacak kadar çağ dışı kalmıştır. 2023’e kadar tamamlanması vaat edilmiştir, ne var ki henüz hiçbir ilerleme yoktur.

Aydın’da yapımına devam edilen Şehir Hastanesi’nin 2023 yılında açılması beklenmektedir. Hastane inşaatı için belirlenen mevkide ulaşım ve atık su altyapısı bulunmamaktadır. Bu altyapıların inşa edilmesi amacıyla Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan çevre düzeni plan değişikliği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca onaylanmış, kesinleşerek yürürlüğe girmiştir. Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin 3 yıla yakın süredir ulaşım ve altyapı yatırımları için gerekli izinleri almaya çabalamasına rağmen, Şehir Hastanesi’nin ulaşım ve altyapı yatırımlarının tamamlanabilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilmesi gereken izinler verilmemektedir. Geçtiğimiz aylarda Aydın Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantısı’nda iktidar mensubu meclis üyeleri tarafından Aydın Şehir Hastanesi yolunun finansmanına hayır oyu kullanılmıştır.

YATIRIMLARA YENİLERİNİN EKLENMESİ TALEP EDİYORUZ

Otoyol, şehir hastanesi, hızlı tren, çift hatlı demiryolu ve havalimanı, Aydın için önemli ve gerekli yatırımlardır. Bunlardan herhangi birisini tercih etmek şöyle dursun, bunlara yenilerinin eklenmesini talep ediyoruz. Tarımın geliştirilmesi için, Tarıma dayalı entegre işletmeler kurulmalıdır. Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi en kısa sürede yatırım programına alınmalıdır.

Didim’de, 50 yataklı Devlet Hastanesi yetersiz kalmaktadır. Özel Hastanenin de olmadığı ilçeye en az 150 yataklı yeni bir hastane yapılmalıdır.

Kuşadası-Selçuk sınırından başlayarak Güzelçamlı’ya kadar devam eden sahil bandında, hafif raylı ulaşım sistemi talebi bulunmaktadır. Bu örnekler, talep ettiğimiz yatırımlardan sadece birkaçıdır.

AYDIN VE TÜRKİYE’DE BİRİNCİ PARTİ OLMAMIZ SÜRPRİZ OLMAZ!

İYİ Parti olarak Aydın’da hızlı bir büyüme ortaya koyduk. Bu büyüme sadece Aydın’la sınırlı değil. Önümüzdeki seçimlerde Aydın’da da Türkiye’de birinci parti olmayı hedefliyoruz. Elimizdeki araştırma sonuçları ve eğilimler, bunun sürpriz olmayacağını gösteriyor.

6-İttifaklar parti içi ve dışında nasıl bir tepki alıyor? (Aydın özelinde) Aydın BŞB ve Hükümet yatırımlarında bir eksiklik veya geri kalma görüyor musunuz?

Merkezi yönetimin, kendi ittifakına mensup olmayan yerel yönetimlere karşı ayrımcı bir tutum sergilediğini maalesef görüyoruz. Bunun Aydın özelindeki örneği az önce de belirttim. Şehir Hastanesi için yol ve altyapı çalışmaları için Aydın Büyükşehir Belediyesi yıllardır bekletiliyor. Belediye meclisinde de bu tutum devam ediyor. Aslında muhalefetin hareket kabiliyeti kısıtlanmaya çalışılırken, Aydın halkının cezalandırılması söz konusu oluyor.

Öte yandan iktidarın merkezi yönetim bütçesini tahsis ederken de aynı tarafgir tutumu izlediği görülüyor.

Aydın’da yapılması beklenen, yıllardır söz verilen yatırımlar oyalanıyor ya da erteleniyor. Aydın halkının talepleri görmezden geliniyor. Bunun sonucunda, havalimanı, hızlı tren, otoyol, şehir hastanesi gibi yatırımlar ya askıda ya da çok ciddi bir gecikme var.

AYDIN TARIMINI SÜRÜKLEYİCİ YATIRIMA İHTİYACI VAR

Tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi, Aydın tarımı ve ekonomisi için istediğimiz yatırımlardan sadece bir tanesidir. Elbette çok önemsiyoruz Bu projeyi, Aydın ekonomisinin modernleşmesi sürecinde birincil çalışma olarak addediyoruz.

Aydın’ın tarım potansiyeli çok yüksektir. Aydın her türlü avantajına rağmen bu konuda istenilen, beklenen aşamaya ulaşmadıysa bu son yıllarda bu tür sürükleyici projelerin gerçekleştirilmediği içindir.

Avrupa’da en fazla endemik türe sahip olan Yunanistan’da 800 endemik tür bulunurken ülkemizde 3000’den fazladır. Bu endemik türlerin büyük kısmı ilimizde yer almaktadır. Bunlar araştırılıp ihracata yönelik üretim yapılmalıdır.

Katma değeri arttırmak amacıyla, organik tarım ve iyi tarım uygulamaları gibi sertifikalı üretim sistemlerinin desteklenmesi gerekmektedir.

İncir, zeytin ve pamuk için özel bir teşvik sağlanmalıdır. Katma değer artırıcı, teknolojiyi kullanacak yeni işletmelerin kurulması teşvik edilmeli ve desteklenmelidir.

JES YATIRIMLARINA “BİZDEN SONRASI TUFAN YAKLAŞIMI” İLE BAKILAMAZ

Elbette biz enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine, enerji kaynaklarının mümkün mertebe doğal ve yerli, yenilenebilir kaynaklar kullanılarak sağlanmasına karşı değiliz, olamayız ve bu konuyu iyi biliyoruz. Ancak mevcut jeotermal tesislerin bir yandan denetimsizliği ve yasal boşluklar diğer yandan yetkililerin ihmali nedeniyle Aydındaki JES yatırımlarının insan sağlığı, çevre, tarımsal üretim, hayvancılık ve doğal kaynaklara çok ağır zararlar verdiği de bir gerçektir.

Özellikle JES atıklarının denetimsiz şekilde toprağa ve başta Menderes Nehri olmak üzere su kaynaklarına karışması nedeniyle verimli tarım arazileri ve çevre üzerinde ciddi bir tahribat oluşturmaktadır. Bunlar birçok bağımsız araştırmada da kanıtlanmıştır. Tahribat olmadığı ise hiçbir bilimsel araştırmada ispatlanmamıştır.

Enerji dışa bağımlılığı azaltmak için alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi tabii ki de son derece önemlidir ancak bu yapılırken çevrenin ve doğanın korunması da bir o kadar kıymetlidir. İktidar, çevre konusunda dünyadaki ve ülkemizdeki eğilim ve hassasiyeti benimsemekten, izlemekten, ciddiye almaktan çok uzaktır. Madenler için ormanlar katledilmekte, jeotermal santraller için mümbit tarım arazileri feda edilmekte, HES yatırımları için dereler kurutulmakta, tarihi değerlerimizin üzerine beton dökülmekte, termik santrallerle insanlarımız zehirlenmektedir. İktidar meseleye “Bizden sonrası tufan.” yaklaşımıyla bakmaktadır.

İlginizi Çekebilir
Yorum Yapın